criminal-creative yazıları

yaz

Durun Siz Kardeşsiniz!

Etiketler : , , , , ,

Amerika’daki McDonald’s kampanyalarını takip edenler duymuş olabilir… McDonalds’ın Hasbro’yla birlikte 1987 yılından beri yürüttüğü uzun soluklu bir promosyon kampanyası var. Her alışverişte belli ürünleri satın alan müşteriler 2 kupon kazanıp bu kuponlarla yarışmacı olmaya hak kazanıyorlar.

Oyun tamamen şansa dayanıyor. Kuponlardan çıkan şans numaralarıyla bir Monopoly oyununda gayrimenkul ya da şirket satın alıyorlar. En değerli kuponu kazanan kişi büyük ödülü kazanıyor. Yalnız büyük ödül de bayağı büyük: 1 milyon dolar! Mantık biraz kazı kazana benziyor… Ödül için 2 kuponun da aynı olması lazım. Ya da kuponlarınızı biriktirerek seti tamamlayıp ödüller de kazanabiliyorsunuz.

Diğer kuponlar da güzel ödüller veriyor. 100 bin, 25 bin dolar gibi para ödülleri, çok özel geziler, HD LCD televizyonlar, bilgisayarlar, oyun platformları vs. Kampanya Amerika Birleşik Devletleri’nin dışında İngiltere, Kanada, Fransa, İsviçre, Portekiz, Hollanda ve Singapur’da da gerçekleşiyor.

Kampanyanın Türkiye’ye gelmeyeceğini keşfetmiş olacak ki, Burger King duruma el attı. Vodaphone ile birlikte  Türkiye’de Monopoly kampanyasını başlatmış. Bize de “Durun siz kardeşsiniz!!” demek kalıyor.

yaz

2011′in ilk 1 Nisan Şakası TRT’den

Etiketler : ,

Bu “1 Nisan” şakası dün gece canlı yayında TRT’de yaşandı. Sevgili okuyucularımıza önerimiz, konuşan spikeri değil de ötekini izlemeleri…

7

Klavye ve Mouse Tarih Oluyor

Etiketler : , ,

Gmail’in yeni hareket sensörü teknolojisiyle artık klavye ya da mouse gibi modası geçmiş teknolojilere mahkum değiliz. Elektronik postalarımızı elimizin bir hareketiyle açıp gözlerimizle okuyacağız, yeni mesajları pul yapıştırma hareketiyle göndereceğiz. Bu yeni teknolojinin ayrıntılarını aşağıdaki filmden öğrenebilirsiniz. Gmail’in motion sayfasına gitmek için de lütfen bu linki takip edin.

yaz

Vitaminsiz Fikirler: Vitaminsuyunuz size birşey söylemek istiyor

Etiketler : , , , , , , , , , ,

Coca Cola’nın 2000 yılında satın aldığı Vitaminwater bir enerji içeceği. İddiası gazlı içeceklere “sağlıklı bir alternatif” sunması.

İngiltere’deki son poster reklamlarında Vitaminwater “lezzetli ve besleyici” olduğunu söyleme gafletinde bulundu. 23g şeker içeren 500ml porsiyonun reklamları günlük şeker alımı ihtiyacının üzerinde olduğu sebebiyle yasaklanmış. Coca Cola ise kendini savunurken şişenin 5′te birine tekabül eden 100ml’lik porsiyonun günlük şeker alımını geçmediğini belirtmiş.

…devamını oku…

1

İnternette Gizli Sansür ve Bundan Kurtulmanın En Kolay Yolu

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , ,

Bir iki hafta önce rahatlıkla girdiğiniz, gezdiğiniz bazı sitelerin “Network error”, “Server not responding” gibi sebeplerle açılmamaya başladığını fark ettiniz mi? Hangi siteler birden bire hata mesajları vererek açılmamaya başladılar? İçeriği devletin bütünlüğüne saldırı niteliğinde olan siteler mi? Ahlaki değerlerimizi alt üst edip bizi insanlıktan çıkartacak siteler mi? Yukarıdakilerin hiçbiri…

Ülkemizde faaliyet gösteren bir takım “özel sermaye” şirketlerin ticari çıkarlarına ters düşen web siteleri bir süredir hata mesajı veriyor. Bu sitelere yurtdışı Proxy ile bağlanmaya çalışıldığında, sitelerle ilgili hiçbir problem olmadığı görülüyor. Yani hata mesajı veren siteler, Türkiye’den kesiliyor. Yasal olarak geçerli bir sebeple, bir sitenin yayınının sakıncalı olduğuna karar verildiği zaman zaten yazıyordu. Şu sebeple kapalıdır bu site diye… Bunların yasal bir dayanağı da yok. O yüzden çaktırmadan kapatıyorlar siteleri.

Nedir, yabancı bir sitenin Türk halkına “sözde” çaktırmadan kapatılma sebebi? Yukarılarla yakın ilişki içindeki özel sermaye şirketinin ülkemizde fahiş fiyatla sattığı ürünü, yurtdışında posta dâhil yarı fiyatına satan rakip şirketin web sitesi birden bire hata mesajı vermeye başlayabilir mesela. Ya da sadece abonelerine izlettiği yayınları internet üzerinden ücretsiz olarak “verme ihtimali olan” (çok dikkat edin lütfen, veren demiyoruz verme ihtimali olan diyoruz…) diğer sitelerin adresini yayınlayan bir sayfa, artık açılmamaya başlayabilir.

Şimdi tam komplo teorisi yapıyorsun diyeceksiniz ama ben şahsen şunu da gözlemledim: Bazı yabancı siteler, satışların ya da izleme oranlarının yoğun olduğu saatlerde hata mesajı veriyor (yabancı proxy ile aynı saatlerde  açılabiliyorlar) diğer saatlerde problemsiz olarak karşımıza çıkıyorlar.

Size tek bir örnek vereceğim; hangi özel şirket, hangi bağlantılarıyla bu sitenin “çaktırmadan” kapanmasını sağlıyor, siz tahmin edin: www.livescorehunter.com

Sadece bu da değil. Bu şirketlerin çıkarı doğrultusunda gizli sansür uygulamasını yapmaya çalışan yetersiz teknik elemanlar, bazı sansür filtreleri kullanıyorlar ve bu saçma sapan filtreler yüzünden bir sürü yabancı kaynaklı ilgisiz site de otomatik olarak sansüre maruz kalıyor. Bunun da örneği, blog.alexa.com

Bu örnekte kullanılan filtre, “blog” kelimesiyle başlayan site adreslerini engelle şeklinde olabilir mesela. Çünkü www.alexa.com adresi gayet rahat bir şekilde açılıyor. Sansürlü siteler, bu yazı yayınlandıktan sonra artabilir, değişebilir, her şey olabilir… Bu yüzden, şimdi doğrudan bu işin çözümüne gidiyoruz.

Komplo teorilerini, teknik laf salatasını bir tarafa bırakırsak, internetin teknik yönüyle ilgili hiçbir bilgisi olmayan ve internetten sadece yeni nakış örnekleri bulan büyük annemin bile kolaylıkla kullanabileceği bir program var. Bu programın esas yazılma amacı, Çin’de ve İran’da uygulanan internet sansürünü aşmak. Bu yüzden Türkiye’deki internet kullanıcılarına bu programı tavsiye ettiğim için gerçekten utanıyorum. Programın adı “UltraSurf”.  Yaklaşık 1 MB’lık küçük bir program.

Programı indirin, masa üstünüzde dursun. Hata mesajı veren bir site gerçekten yayından mı kalktı, yoksa birilerinin işine gelmediği için mi siteye bağlanamıyorum diye merak ettiğinizde tek dosyalık programa iki kere tıklayıp, UltraSurf’ü çalıştırın. Sonra o siteye girmeyi bir daha deneyin. Ücretsiz olarak dağıtılan programın iddiası şu: “Çin’de bile olsanız istediğiniz siteye bağlanabilirsiniz!”

yaz

İnternet Üzerinden Para Kazanmanın On Birinci Yolu

Etiketler : , , , , ,

İnternet üzerinden para kazanmanın 10 yolunu merak edenler küçük bir Google aramasıyla meraklarını giderebilirler. Hatta 3-5 kuruş para bile kazanabilirler. Daniel Balsam, on birinci bir yol bulmuş ve kazancı milyon doları geçmiş. Associated Press’in haberine göre “daha büyük göğüslere sahip olma yollarını” anlatan maillerden sıkılan Balsam, bu mailleri kendisine gönderenleri dava etmeye başlamış.

Spam tabir ettiğimiz mailler, her gün elektronik posta kutumuzu dolduruyor. Bu posta kutularını işleten server’lar bir sürü paralar harcayarak spam filtreleri kuruyorlar. Yine de spam’cılarla baş edemiyorlar. Bütün kadınları kendimize âşık etmemizi sağlayacak, erkek orkinos böceği feromonlu parfümlerden, Superman’i kıskandıracak performans sunan doğal karışımlara çok geniş bir ürün yelpazesine sahip spamcılar… Bizim de hoşumuza gitmiyor ama silip geçiyoruz. Öyle mahkemelerle falan uğraşmıyoruz. Acaba bunun sebebi, konuyu mahkemeye taşısak, bize destek olacak hiçbir yasamızın olmaması mı? Bizde de bir takım yasalar var ama cezayı devlet kesiyor, takibi devlet yapıyor, böyle olunca da istemediğimiz maili silmek daha kolay geliyor. Neyse, zaten Daniel Balsam burada yaşamıyor. Amerika’da da anti-spam yasaları hem yürürlükte hem de caydırıcılar.

Daniel Balsam’ın bir gün spam postalardan sabrı taşıyor, ya da diyor ki “madem böyle bir yasa var bunu kullanarak para kazanayım.” Ne sebeple olursa olsun, işini gücünü bırakıyor, adamları mahkemeye vermeye başlıyor. Bu da yetmiyor, sırf bu iş için hukuk fakültesini bitiriyor. Sonuç olarak kazandığı 42 davanın yanında devam etmekte olan bir sürü davası, cebinde de bir milyon dolardan fazla parası var.

Mahkemeye verdiği şirketlerin avukatları kendisini, anti-spam yasasını para kazanmak için suistimal etmekle suçluyorlar ama temsil ettikleri şirketler de ona para ödemeye devam ediyorlar. Daniel Balsam’ın spam’a karşı açtığı savaşın internet karargâhının adresi, www.danhatesspam.com.

yaz

İnternetteki Özgün İçerik, Ne Kadar Özgün?

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Alternatif Başlık:

Siteniz İçin Özgün Makale Yazarken Sevgilinizi Mutlu Etmenin 19 Yolu!

(Kendi web siteleri için emek harcamadan özgün içerik bulma yöntemlerini araştırırken bu sayfaya gelen internet kullanıcıları, ilk 3 paragrafı okumadan geçebilirler!)

Önce karanlık vardı! Ardından… Hadi o kadar eskilere gitmeyelim, gençleri düşünelim. Önce BBS vardı! Bu sefer de “BBS ne? Ben Bunu Seviyorum için MSN kısaltması mı?” diye soracak genç arkadaşlar. Ondan da vazgeçelim, şu içinde bulunduğumuz internet âleminin başlangıcına dönelim.

Web siteleri, ortaya çıkmaya başladıklarında iki temel amaca hizmet ediyorlardı. Bazı siteler, şirketlerin ve iş yerlerinin dünyaya açılan vitrini oldu, diğerleri de insanların hobi olarak ilgilendikleri konularda bilgilerini paylaştıkları; hayatla, dinle, kitaplarla, vs. ilgili bilgi ve görüş paylaştıkları yerlere dönüştü. Sonra e-ticaret siteleri açılmaya başladı, online kumar siteleri, açık arttırma siteleri, bireylerin mal satabildiği siteler, derken tam 10 yıl önce, bir arama motoru, yani Google, “adwords” diye bir reklam sistemi başlattı.

Adwords’un sistemi özetle şöyle: Siz Google’a bir reklam veriyorsunuz, reklamınızla ilgili anahtar kelimeler seçiyorsunuz. İnsanlar sizin seçtiğiniz anahtar kelimeleri aratırsa, sonuç sayfasında sizin reklamınız yayınlanıyor, bu reklama tıklayarak sizin sitenize giderlerse, tıklama başına Google’a para ödüyorsunuz. Bu yetmedi, Google bir de “arama ortakları” diye bir şey çıkarttı. Yani, siz kendi web sitenizde Google’ın reklamlarını yayınlıyorsunuz, Google da tıklama başına aldığı paranın bir kısmını size veriyor. İşte o zaman “özgün makale” problemi uluslararası bir fenomene dönüştü.

İnternette bir yazınızı yayınlıyorsunuz, aradan 6 ay geçiyor, bir bakıyorsunuz yazınızın 1000 tane kopyası internetin her yerinde. Örneğin şu cümle parçasını Google’da tırnak işaretleriyle birlikte aratın: “Dilimizdeki masaj sözcüğü Arapça dokunma anlamına gelen” Tam 3670 sonuç. Yani 3670 farklı site aynı metni kullanmış. Bu metnin orijinal yazarı şimdi sevinsin mi üzülsün mü? Tabii arama motorları kısa sürede copy/paste içeriğe karşı önlem alıyorlar. İçeriği orijinal olmayan sitelerin sıralaması düşmeye başlıyor. Sırf Google’ın arama ortağı olup ya da reklam alıp bu işten para kazanmak için copy/paste site yapanların kazançları düşüyor. Demokrasilerde çare tükenmez!

Hayatta bazı şeyler olur, kendimizi küçük görürüz. “Türk aklı” deriz, “Anadolu kurnazlığı” diye burun kıvırırız. Lütfen artık kendimize haksızlık etmeyelim. Adamlar spinning diye bir kavram çıkartmışlar. Yukarıdaki cümle parçası vardı ya, onu bir de şöyle aratın: “Bizdeki masaj kelimesi Arapçadaki dokunma manasına gelen” Hiçbir sonuç bulunamadı! (Bizim site hariç…) Metni “spin ettik”, oporijinal (oporijinal yazdım evet!) yepisyeni bir metne dönüştü. Adamlar bunun programını yapmışlar, orijinal metni yapıştırıyorsunuz, her kelimenin yanına programın önerdiği 4-5 tane eş ve yakın anlamlı kelime seçiyorsunuz, spin butonuna basıyorsunuz, soruyor kaç tane diye, 50 diyorsunuz, 5 dakikada 50 adet orijinal metniniz oluyor. Programın sitesindeki videonun ilk 5 dakikasını izlerseniz işin vehametini siz de daha iyi görürsünüz. Henüz Türkçe programı olmadığı için bizde elle yapmak gerekiyor. Sitemiz insanlar için değil ki, arama motorları için. O da anlamıyor zaten yazıdan… Copy/paste içerik hırsızlığına karşı geliştirilmiş birçok program ve web sayfası var ama “spin edilmiş” içeriği yakalayabilen henüz yok.

Web sitesi için özgün içerik oluşturmanın bir yolu da Google Translate programını kullanmak: Yabancı sitelerden konumuzla ilgili bir yazı buluyoruz, Google Translate’e yapıştırıyoruz. Ortaya çıkan Türkçe metni lisedeki Türkçe/edebiyat derslerimizde öğrendiğimiz kadarıyla düzeltip, kendi sitemize koyuyoruz. Alın size özgün içerik. Özgün içerik bulmak, orijinal yazı yazmak bu kadar kolaylaşınca, fiyatlar da iyice düşüyor haliyle…

İnternete verilmiş bir özgün içerik ilanını aynen yapıştırıyorum:

—————————————copy/paste—————————————

Özgün Makale Yazılır !

Arkadaşlar teknoloji&bilgisayar dalında hertürlü özgün makale yazılır. Paypal ile çalışılır.Ayrıca banka isteyenlere birşeyler hallederiz : D

100 Kelimelik Makale : 1 USD Paypal
200 Kelimelik Makale : 2 USD Paypal
300 Kelimelik Makale : 3 USD Paypal

Daha fazlası için iletişin : )

Ayrıca 200 kelimelik 2 makale yazdırana birtane 100 kelimelik makale bedavaya yazılır.

—————————————copy/paste—————————————

Buyurun benden de bir ilan: “İlk çocuğunuzu bizim ajansta doğurun, ikincisinde sezaryen bedava!” Ben doktor muyum? Değilim ama olsun.

50 kelimelik ilanda bu kadar hata yapan yazar, 300 kelimelik özgün makalesinde kaç tane hata yapar? 3 dolara makale alan “veb mastır” o hataları ne kadar umursar?

Bu yazıdan öğrendikleriyle özgün makaleler yazmaya başlayacak internet girişimcilerine Ahmet Abimizi hatırlayarak “yolunuz açık olsun” diyoruz. Çöplüğe dönen internet ortamında merak ettiği konuyla ilgili adam gibi yazılar arayan bizlere de Allah sabır versin!

1

Kandırmacaymış!

Etiketler : , , , , , , , , , , ,

Hep öyle uzun uzun başlıklar atacak değiliz ya, bu sefer de başlığımız tek kelime. Evet, kandırmacaymış. 6 Ağustos tarihinde “En Gerilla Marketing” başlığıyla yayınladığımız yazıda “I’m Still Here” isimli filmin bir kandırmaca mı yoksa gerçek mi olduğu konusunu tartışmıştık. Film piyasaya çıktıktan kısa bir süre sonra tüm olayların bir kandırmaca olduğu açıklanmış. Joaquin Phoenix, konuyla ilgili yaptığı açıklamada “Reality Show’larda gösterilen olayların senaryosuz olduğuna insanlar nasıl inanıyor anlamıyorum. Biz de böyle bir mockumentary yaptık işte…” demiş.

Mockumentary kelimesinin tam türkçesi yok. Bu yüzden Hormonsuzfikirler olarak bunu kendimize misyon edindik ve güzel Türkçemizi ve nezih milletimizi yepyeni bir kelimeyle tanıştırmaya karar verdik: “DALGASEL”. Seyretme fırsatı bulduğumuz dalgaseller arasında en kötüsü olduğunu düşündüğümüz “I’m Still Here” filmini bir kenara bırakarak türün iyi örneklerinden birkaç tanesini paylaşalım:

Woody Allen tarafından yapılmış muhteşem bir dalgasel: Zelig

Mutlaka seyredilmesi gereken bir film. Dalgasel, her ortama ayak uydurabilen, uydurmak için kişilik değiştiren, bu yüzden de kendi kişiliği olmayan ünlü (!) bir adamın hayatını anlatıyor.

This Is Spinal Tap

Hayali rock grubu Spinal Tap’in turne ve albüm çalışmalarını konu edinen film o kadar beğenilmişti ki elemanlar gerçekten Spinal Tap diye bir grup kurmak zorunda kaldılar. Hatta grubun son albümü geçen yıl yayınlandı. Bir de üstüne Billboard listelerinde 52. sıraya kadar yükseldi.

Borat

Kültür elçisi Borat, dünyaya barış getirmek için Kazakistan’dan yola çıkıyor. Kazakistanı, tam tekmil, ülke olarak karşısına alan film Kazaklarla yetinmeyip dünyanın dört köşesini filmin yıldızına düşman etti. İnsan seyrederken gülüyor tabii de, yanlışlıkla Kazakistan yerine Türkiye’yi kullanmaya karar verseydi neler olurdu bilemiyoruz.

Blair Witch Project

Aslında bu film dalgasel sayılmayabilir. Dalgasel anlatım yöntemiyle yapılmış bir korku filmi. Bu filmden sonra benzeri tekniklerle yapılan bir sürü film daha geldi. (Cloverfield, Diary of the Dead, vs) Biz yine de listeye alalım.

yaz

Konuşan Poğaça ile Konuşan Hamburger Amca Çocukları mı?

Etiketler : , , , , ,

Hatırlarsanız geçtiğimiz haftalarda Arçelik Ankastre Fırın’la ilgili bir “Konuşan Poğaça” yazısı yayınlamıştık. Geçenlerde yenimecra.org sitesini gezerken aynı konuyla ilgili başka bir yazı gördüm. Yazı, tanıtım yazısı ama yorumlara baktığımda “madmac” isimli kullanıcının Burgerking’e ait bir siteye link verdiğini ve işin çalıntı olduğunu söylediğini üzülerek fark ettim. Burgerking’in sitesini incelersek iki işin birbirlerine çok benzer oldukları hemen anlaşılıyor. Bana sorarsanız ikiz kardeş değiller. Ancak amca çocuğu olabilirler. İsterseniz o sitede “ see angry example” linkine tıklayarak kendi karşılaştırmanızı yapabilir, akrabalık derecesiyle ilgili kendi fikrinizi oluşturabilirsiniz.

1

Royalty Free İcat Oldu…

Etiketler : , , , , ,

Evet, bir şeyler bozuldu. Eskiden fotoğraf kataloglarından bir resim aldığımız zaman, o resim tamamen bizim olurdu. Başka kimsecikler de kullanamazdı. Şimdi herkese açık içinde bir sürü resim olan CD’ler alıyoruz, birinin üstünü, diğerinin altını kesip yapıştırıp kullanıyoruz. Ancak bazı konsept resimler var, aynen kullanmak gerekiyor. Hiç unutmam çatıdan evin ortasına düşmüş bir inek resmi vardı, bir sigorta şirketinin konkurunda iki ayrı ajans aynı resmi kullanmışlardı. “Hayatın sürprizlerine karşı hazırlıklı olun” gibi de bir başlık atmışlardı. İkisi de kazanamadı konkuru. Bu da, öyle bir şey… İkisi de evcil hayvanlar için pire ilacı reklamı. İkisi de aynı resmi kullanmışlar. Ajansların biri Çin’de, diğeri Birleşik Arap Emirlikleri’nde. Bizde stok resim kullandığın zaman Türk tipli olsun derler. Bunlar ne Araba, ne Çinliye benziyor. “Türk bunlar” desek her müşteriyi inandırırız… Dünya ne kadar küçüldü değil mi?

© Hormonsuzfikirler.org