Online İddaa Bayileriyle ilgili bir yazı yayınlamıştık, internet onlice Casino reklamlarıyla doldu şimdi de… Biz de sadece sizler için araştırdık neymiş bu kadar reklamını yaptıkları online poker diye… İşte bulduklarımız:

Chris Moneymaker adını, poker turnuvalarına meraklı olanlar bilirler. Kendisi, kimsenin adını duymadığı bir muhasebeciyken, online poker oynanan bir web sitesinin uydu turnuvasını kazanarak 2003 World Series of Poker (Dünya Poker Şampiyonası) turnuvasına katılmaya hak kazanmış, sonra da 2003 Dünya Şampiyonu olarak, poker dünyasını hayrete düşürmüştü. Peki, bunun tersi de mümkün mü? Yani normal, bildiğimiz kartlarla oynanan (geleneksel) pokere alışkın olan bir oyuncu, internet dünyasının sanal masalarında da başarılı olabilir mi?
Oyun, aynı oyun. Kurallar, bildiğimiz poker kuralları. Rakipler, bizim gibi gerçek insanlar… Yine de geleneksel ve online poker arasında ortam ve oynama stilleri açılarından oldukça belirgin farklılıklar var. Geleneksel poker oynamaya alışmış kişiler, online pokerle ilk kez karşılaştıklarında bu farklılıklarla ilgili, ilk bakışta sarsılmaz gibi görünen çeşitli fikirler ileri sürüyorlar:
“Elim kartlara değmeyince, oynadığımı anlamam!”
Kartları tutmak, dizmek, gizlemek… Hepsi güzel duygular veriyor insana. Sıran gelince karıştırmak, dağıtmak… Bir saat süren oyunun en az yirmi dakikasının kâğıt karıştırıp dağıtmakla geçtiğini biliyor muydunuz? Online pokerde karıştırma ve dağıtma, bilgisayar tarafından anında yapılır; ayrıca “görmek”, “arttırmak”, “pas geçmek” gibi temel hareketlerin, sıra size geldiğinde otomatik olarak yapılabilmesini sağlayan butonlar bulunur. Böylelikle saatte 30-35 el yerine 60-70 el rahatlıkla oynanabilir. Elimiz kartlara değmez ama vaktimiz de oyun oynamaya kalır.
“Yeşil çuhanın kokusunu hiçbir şeye değişmem!”
Geleneksel poker masasına oturduğumuzda ellerimizi şöyle bir yeşil çuhaya süreriz. Burnumuzdan derin bir nefes alırız, ortamın kokusunu içimize çekeriz. O ortamı bize sağlayan kişiler, doğal olarak bu işi para kazanmak için yapıyorlar. Bunun için her oyunumuzdan komisyon alırlar, ikramı en alt seviyede tutarlar. Bir de sağa sola bahşiş vermek gerekir. Bununla kalsa iyi… Karşımıza oturan oyuncunun oynama stili bizimkine ters gelir. Onun yanında oturan, ikide birde boğazını temizler, dikkatimizi dağıtır. Kalksak tekrar sıraya gireceğiz, kalkamayız. Aynı oyuncularla başladığımız oyunu bitirmek zorunda kalırız.
Online pokerde yeni masa açma masrafı neredeyse sıfır olduğu için masa sayısı çok fazladır. Çok masa olduğu için de komisyonları çok düşüktür. Yiyip içeceğimiz her şey, kendi buzdolabımızda mevcuttur. Kimse de bahşiş beklemez. Oturduğumuz masaya, rakiplerimize ısınamazsak, istediğimiz anda, faremizin tek hareketiyle, rahatımızı hiç bozmadan, o masadan kalkar başka masaya geçeriz. Online pokerin bir diğer avantajı da aynı anda birden fazla masada oyun oynayabilmemizdir. Ustalığımız ve bilgisayar arabirimine hâkimiyetimiz arttıkça, aynı anda oynadığımız masaların sayısını da arttırabiliriz. İlla yeşil çuha istiyorsak, bilgisayar masamızı çuhayla kaplatırız, vereceğimiz bahşişten daha ucuza gelir.
“Kartlarla değil, rakibimle oynarım!”
Geleneksel poker oynarken, kimin eli iyi, kim blöf yapıyor anlayabilmek için insanların duruşunu, hareketlerini, yüzünü izliyoruz. Masanın atmosferini ölçüyoruz. Kendi duygularımızı da saklamaya çalışıyoruz. Oysa online pokerde diğer oyuncularla yüz yüze olmadığımız için bunların hiçbirini yapamayız. Peki online poker’de herkes blöf mü yapıyor ya da biri blöf yapınca diğer tüm oyuncular görüyor mu? Tabii ki online pokerin de bu açıdan kendine has kuralları, taktikleri var. Oyuncuların tepki süreleri, otomatik butonları kullanma şekilleri, hatta kendileri için seçtikleri takma isimler, sohbet odasına yazdıkları şeyler… Bunların her biri blöf göstergesi olabilir.
Şimdi diyeceksiniz ki iyice kumarbaz oldu Hormonsuzfikirler… Biz fasulyesine oynuyoruz. Sizi de bekleriz efendim.