stratejist yazıları

yaz

IKEA Hollanda’dan Her Gün Bir Reklam

Etiketler : , , , ,

IKEA Hollanda azimli bir reklam kampanyası başlattı. Kampanya şöyle: IKEA demiş ki; bizi farklı kılan o kadar çok özelliğimiz var. Eğer bunları anlatmaya kalksak bir yıl boyunca hergün farklı bir reklam vermemiz gerekir. IKEA’nın sloganı “elke dag is anders”, yani “her gün farklı”. Kampanya, IKEA sloganı ile de çok uyumlu ve büyük ihtimalle ilham kaynağı olmuş.

Buradan yola çıkarak her gün bir yıl boyunca web sitelerinde IKEA’yı farklı kılan özelliklerden birini tanıtan bir reklam yayınlayacaklar.

Bir ambalajı tanıtan ilk reklamları ise aşağıda… Video Flemenkçe olduğu için büyük ihtimalle bir şey anlamayacaksınız; ama yine de nasıl bir şey yaptıklarını görmek istiyorsanız buyurun.

yaz

2011′in ilk 1 Nisan Şakası TRT’den

Etiketler : ,

Bu “1 Nisan” şakası dün gece canlı yayında TRT’de yaşandı. Sevgili okuyucularımıza önerimiz, konuşan spikeri değil de ötekini izlemeleri…

7

Klavye ve Mouse Tarih Oluyor

Etiketler : , ,

Gmail’in yeni hareket sensörü teknolojisiyle artık klavye ya da mouse gibi modası geçmiş teknolojilere mahkum değiliz. Elektronik postalarımızı elimizin bir hareketiyle açıp gözlerimizle okuyacağız, yeni mesajları pul yapıştırma hareketiyle göndereceğiz. Bu yeni teknolojinin ayrıntılarını aşağıdaki filmden öğrenebilirsiniz. Gmail’in motion sayfasına gitmek için de lütfen bu linki takip edin.

yaz

İki Dev Bir “Yarım Elmayı” Yiyemedi!

Etiketler : , , , , , , , , ,

Sözüm onlara Nokia ve Microsoft; biri dünyanın en büyük cep telefonu üreticisi, pazarın üçte birinden fazlasına sahip en büyük köşe taşı; diğeri ise dünyanın en yaygın işletim sistemi Windows’un kalesi, bir zamanlar neredeyse her doğan bilgisayarı nüfusuna alan bilişim devi. Ama şu sıralar işler çok da yolunda gitmiyor açıkçası onlar için, devler bir ‘yarım elmaya’ muhtaç düştü desem yalan olmaz!
Apple vs Microsoft
Apple furyası resmen tüm dünyayı kasıp kavuruyor, önüne geçmeye çalışan ne varsa hiç düşünmeden yok edip geçiyor. Ürün üreticisinden çok bir marketing şirketi olma yolunda hızla ilerleyen Apple, her geçen gün marka değerine “Abii, Apple için Değer” katmaya  devam ediyor. “Bir üründe yeter ki o ‘yarım elmayı’ göreyim, başka sebebe gerek yok, düşünmeden hemen alırım,” diyen o kadar çok insan yaratıldı ki abaküslere sığmayacak kadar çok.

Durum böyle olunca yıllardır bulundukları sektörleri monopoli gibi domine bir halde şekillendiren Nokia ve Microsoft stratejik ortaklık yapma kararı almak zorunda kaldı. Bir çok haber yazılıp çizildi. “Microsoft, Nokia’yı yutma planlarını uygulamaya geçirdi” diyenler oldu. Nokia içindeki Microsoft casuslarının nihayetlerine ulaştığını konuşanlar da oldu.

İşin magazinsel boyutunun ne kadar gerçek, ne kadar yalan olduğu hakkında bir bilgim yok açıkçası; ama gerçek olan şu ki iki dev de başka türlü Apple’a dur diyemeyecekti. Nokia işletim sistemi Symbian’ın rakipleri Android ve iOS karşısındaki çaresizliğini zaten tüm dünya biliyor. Cep telefonu sektörünün klasik telefonlardan akıllı telefonlara doğru hızla sürüklendiği de aşikar. Dünyanın en akıllı telefonu iPhone ile sektörün zirvesinde bulunan Apple, Nokia için en büyük rakiplerden birisi. Microsoft tarafında da tablolar pek parlak görünmüyor. Son ekonomik krizden de bir hayli etkilenen Bill Gates’in Kalesi pazar hacmi olarak 200 milyar doların altını gördü. Yılı büyük dalgalanmalarla geçiren Microsoft, ivmede son gazla devam eden Apple karşısında zor zamanlar yaşıyor.
Microsoft&Nokia
İki devin stratejik ortaklığı daha başlamadan kulislerin en çok konuşulan topiklerinden birisi olmayı başardı. İnsanlar, bu ortaklığın getiri tahmini açısından bir çok kutba ayrıldı. Çok farklı fikirler ortaya atılıyor. Nokia’nın bu anlaşma ile sonunu hazırladığını düşünenler ağırlıkta diyebilirim. Ama tabloya baktığımızda çok da alternatifi var gibi durmuyor. Akıbetlerini zaman gösterecek…

yaz

Birlikte İzliyoruz: Sosyal İzleyicilik

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , ,

Türkiye’nin 2011’de %4.5 büyümesi bekleniyor. Bu sene dünyadaki global reklam harcamaları beklentisi de aynı oranda: %4.5. Reklam harcamalarında en çok büyüme ise %16 ile online harcamalarda bekleniyor. Görünen o ki internet tüketimi gittikçe güçleniyor. Hatta o kadar ki günlük yaşamımızda yaptığımız işleri artık internetle “zenginleştiriyoruz”.
Son yapılan Motorola Mobilite Ev Çözümleri “Global Medya Katılım Barometresi 2010″ araştırmasında yeni bir televizyon izleyiciliği anlayışının ortaya çıktığı görüldü: “Sosyal izleyicilik.”
“Sosyal izleyicilik” video içeriği izlerken sosyal ağlar, sohbet programları ya da e-posta yoluyla bunun muhabbetini yapmaya ve fikir paylaşımına deniyor.

Televizyon ilk çıktığında mahallelilerin bir evde toplanıp izlemesi herkesin evine bir televizyon almasıyla sona ermişti. Sonra ailecek ekran başında çekirdek çitleyerek televizyon izleme dönemi geldi. Şimdi ise TV başında bir yandan internete bağlanarak sosyal kanallarda içerik muhabbeti yapıyoruz. Yani şöyle:
Eskiden izlediğiniz bir filmde en heyecanlı sahnede “Eyvah! Jennifer arkanı dönsene adam orada!” diye bağırıp diğer izleyiciler arasında antipati toplarken, şimdi televizyonunuzu izlerken bir yandan yavrunuz gibi kucakladığınız dizüstü bilgisayarınızla aynı yorumu twitter’da yazıp antipatiyi sanal mecrada topluyorsunuz. Twitter’da şöyle yazabilirsiniz: @Jennifer Arkana baksana! #sonsözler

muhtesem yuzyil hurrem sultan 300x200 Muhteşem Yüzyıl 6. bölüm fragmanı izle 9 subat özeti
Ya da şöyle olabilir: Muhteşem Yüzyıl’ı izliyorsunuz ve Hürrem Sultan komik bir şey söyleyince hemen cep telefonunuzdan MSN statüsünüz değişiveriyor. “Hürrem Sultan’ın aksanı çoooook şeker yaa!!!” Aynı şeyi spor müsabakalarını izlerken de görüyoruz. Tuttuğunuz takım oynarken ekşisozluk’te açılan yeni başlıklara ya da yorum sitelerine bakın anlayacaksınız. Bir maç sayfalar dolusu yeni içerik oluşmasına sebep oluyor.


Türk izleyicilerin yüzde 44′ünün, bir televizyon programı veya video izlerken sosyal ağ, sohbet veya elektronik posta üzerinden bu konuda görüş alışverişinde bulunuyor. 16-24 yaş arasındaki izleyiciler, yüzde 56 ile bu alanı en çok kullananlarmış. Ama kahvedeki amcayı da unutmayın! 55 yaş üzeri kesimin %29’u da izleme deneyimlerini internet uygulamaları ile destekliyorlarmış.
Yani aslında biz televizyonu artık tek başımıza ya da dostlarımızla değil, eğer istersek tüm internet camiasıyla birlikte izliyoruz. Kahkahalarımızı smileylerle atıyor, çekirdeklerimizi sanal çitletiyoruz. Belki komşu teyzemiz de aynı anda Facebook statüs mesajını değiştiriyor.

yaz

Ne Olacak iAd’in Hali?

Etiketler : , , , , , , ,

Daha önceki bir yazımda iAd’in can çekiştiğine dair söylentiler olduğunu yazmıştım. Şimdi çıkan haberlere göre ise Apple’ın 1 milyon dolarlık standart kampanya giriş ücretini neredeyse yarı yarıya düşürdüğü, ancak buna rağmen beklenen geri dönüşü alamadığı yazıyor.


Bu çelişkiler mecranın kalitesi, hatta fiyatıyla ilgili bile olmayabilir. Sorun gerçekten beklenen verimin alınması için erken bir dönem olması. Şu anda mobil kampanyalarda harcanan reklam paralarının nasıl geri dönüş yaptığına dair somut, ölçülebilir veriler yok. İnternet kampanyalarında bile bu ölçümler yeni yeni oturmaya başladı. Mobil pazarlamada bu sebeple büyük harcamalar yapmaktan firmalar çekiniliyor. Yoksa fikir olarak reklamverenler bu kanala kapalı değiller. Zaten en başta yapılan iAd satışları ne kadar hevesli olduklarını da göstermişti. Yalnızca öncelikle sonuç görmek istiyorlar ve Apple maalesef onlara bunu verecek durumda değil. Önümüzdeki dönemde iAd’in olumlu reklam etkisiyle ilgili yeni araştırma sonuçları çıkarsa şaşırmayın.

yaz

Eski Çuhalar “Mouse Pad” Oldu!

Etiketler : , , , , , , , ,

Online İddaa Bayileriyle ilgili bir yazı yayınlamıştık, internet onlice Casino reklamlarıyla doldu şimdi de… Biz de sadece sizler için araştırdık neymiş bu kadar reklamını yaptıkları online poker diye… İşte bulduklarımız:

Chris Moneymaker adını, poker turnuvalarına meraklı olanlar bilirler. Kendisi, kimsenin adını duymadığı bir muhasebeciyken, online poker oynanan bir web sitesinin uydu turnuvasını kazanarak 2003 World Series of Poker (Dünya Poker Şampiyonası) turnuvasına katılmaya hak kazanmış, sonra da 2003 Dünya Şampiyonu olarak, poker dünyasını hayrete düşürmüştü. Peki, bunun tersi de mümkün mü? Yani normal, bildiğimiz kartlarla oynanan (geleneksel) pokere alışkın olan bir oyuncu, internet dünyasının sanal masalarında da başarılı olabilir mi?

Oyun, aynı oyun. Kurallar, bildiğimiz poker kuralları. Rakipler, bizim gibi gerçek insanlar… Yine de geleneksel ve online poker arasında ortam ve oynama stilleri açılarından oldukça belirgin farklılıklar var. Geleneksel poker oynamaya alışmış kişiler, online pokerle ilk kez karşılaştıklarında bu farklılıklarla ilgili, ilk bakışta sarsılmaz gibi görünen çeşitli fikirler ileri sürüyorlar:

“Elim kartlara değmeyince, oynadığımı anlamam!”

Kartları tutmak, dizmek, gizlemek… Hepsi güzel duygular veriyor insana. Sıran gelince karıştırmak, dağıtmak… Bir saat süren oyunun en az yirmi dakikasının kâğıt karıştırıp dağıtmakla geçtiğini biliyor muydunuz? Online pokerde karıştırma ve dağıtma, bilgisayar tarafından anında yapılır; ayrıca “görmek”, “arttırmak”, “pas geçmek” gibi temel hareketlerin, sıra size geldiğinde otomatik olarak yapılabilmesini sağlayan butonlar bulunur. Böylelikle saatte 30-35 el yerine 60-70 el rahatlıkla oynanabilir. Elimiz kartlara değmez ama vaktimiz de oyun oynamaya kalır.

“Yeşil çuhanın kokusunu hiçbir şeye değişmem!”

Geleneksel poker masasına oturduğumuzda ellerimizi şöyle bir yeşil çuhaya süreriz. Burnumuzdan derin bir nefes alırız, ortamın kokusunu içimize çekeriz. O ortamı bize sağlayan kişiler, doğal olarak bu işi para kazanmak için yapıyorlar. Bunun için her oyunumuzdan komisyon alırlar, ikramı en alt seviyede tutarlar. Bir de sağa sola bahşiş vermek gerekir. Bununla kalsa iyi… Karşımıza oturan oyuncunun oynama stili bizimkine ters gelir. Onun yanında oturan, ikide birde boğazını temizler, dikkatimizi dağıtır. Kalksak tekrar sıraya gireceğiz, kalkamayız. Aynı oyuncularla başladığımız oyunu bitirmek zorunda kalırız.

Online pokerde yeni masa açma masrafı neredeyse sıfır olduğu için masa sayısı çok fazladır. Çok masa olduğu için de komisyonları çok düşüktür. Yiyip içeceğimiz her şey, kendi buzdolabımızda mevcuttur. Kimse de bahşiş beklemez. Oturduğumuz masaya, rakiplerimize ısınamazsak, istediğimiz anda, faremizin tek hareketiyle, rahatımızı hiç bozmadan, o masadan kalkar başka masaya geçeriz. Online pokerin bir diğer avantajı da aynı anda birden fazla masada oyun oynayabilmemizdir. Ustalığımız ve bilgisayar arabirimine hâkimiyetimiz arttıkça, aynı anda oynadığımız masaların sayısını da arttırabiliriz. İlla yeşil çuha istiyorsak, bilgisayar masamızı çuhayla kaplatırız, vereceğimiz bahşişten daha ucuza gelir.

“Kartlarla değil, rakibimle oynarım!”

Geleneksel poker oynarken, kimin eli iyi, kim blöf yapıyor anlayabilmek için insanların duruşunu, hareketlerini, yüzünü izliyoruz. Masanın atmosferini ölçüyoruz. Kendi duygularımızı da saklamaya çalışıyoruz. Oysa online pokerde diğer oyuncularla yüz yüze olmadığımız için bunların hiçbirini yapamayız.  Peki online poker’de herkes blöf mü yapıyor ya da biri blöf yapınca diğer tüm oyuncular görüyor mu? Tabii ki online pokerin de bu açıdan kendine has kuralları, taktikleri var. Oyuncuların tepki süreleri, otomatik butonları kullanma şekilleri, hatta kendileri için seçtikleri takma isimler, sohbet odasına yazdıkları şeyler… Bunların her biri blöf göstergesi olabilir.

Şimdi diyeceksiniz ki iyice kumarbaz oldu Hormonsuzfikirler… Biz fasulyesine oynuyoruz. Sizi de bekleriz efendim.

yaz

Vitaminsiz Fikirler: Vitaminsuyunuz size birşey söylemek istiyor

Etiketler : , , , , , , , , , ,

Coca Cola’nın 2000 yılında satın aldığı Vitaminwater bir enerji içeceği. İddiası gazlı içeceklere “sağlıklı bir alternatif” sunması.

İngiltere’deki son poster reklamlarında Vitaminwater “lezzetli ve besleyici” olduğunu söyleme gafletinde bulundu. 23g şeker içeren 500ml porsiyonun reklamları günlük şeker alımı ihtiyacının üzerinde olduğu sebebiyle yasaklanmış. Coca Cola ise kendini savunurken şişenin 5′te birine tekabül eden 100ml’lik porsiyonun günlük şeker alımını geçmediğini belirtmiş.

…devamını oku…

2

Biri Bana Nerede Yemek Yiyeceğimi Söylesin

Etiketler : , , , , , ,

Artık konumumuzu belirledikten sonra bize özelleşen bir sürü içerikle karşılaştığımız bu günlerde etrafımızda nelerin olduğunu bize söyleyen uygulamalara aslında ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu fark etmiş durumdayız. Google Hotpot gibi restoran, kafe, otel, atm, benzin istasyonu gibi lokasyonları bildiren uygulamalar bize bu konuda yardımcı oluyor.

 Bugüne kadar yalnızca Gooole Android uyumlu telefonlardan ulaşılabilen bu hizmet artık bir iPhone uygulaması olarak da sunulmaya başlamış. Bu tip uygulamaların kullanıcılara en büyük avantajı, hizmeti denemiş kişlerin yorumlarına da yer vermesi. İşyerleri bu sebeple müşteri memnuniyetini daha ciddiye almak zorunda kalıyor. Sonuçta elde edilen kötü bir yorum, binlerce kişinin de bunu okumasına neden oluyor. Kesinlikle heyecan verici.

Kaynak: Mashable

yaz

Siber Savaşlar: Bilgi için savaşmalı mı?

Etiketler : , , , , , , , , , , , , , ,

Wikileaks’in çok konuşulacağını tahmin etmiştik, ancak bir siber savaşa sebep olacağını tahmin etmemiştik.

Eylül ortalarında internet üzerinde bir grup ilan yayılmaya başlamıştı. Chat odaları, forum siteleri ve e-posta hesapları sırıtan bir Guy Fawkes maskesi ile savaş çağrısı yapan iletilerle doluydu. Çağrıyı yapan Operation Payback adında bir hacker topluluğuydu.

Operation Payback anti-sansür, anti-telif hakkı, konuşma özgürlüğü gibi fikirleri benimsemiş anonymous (gizli) bir topluluk.

WikiLeaks kurucusu Julian Assange tutuklanınca Operation Payback önceki aktivitelerini Assange’ın serbest bırakılması üzerine yoğunlaştırdı ve savunma yaparcasına harekete geçti. Aslında bu bir “siber taarruzdu”. Duyurularında öncelikle Amerika’nın müzik endüstrisinden hedefler seçildi. Bunu yapmaktaki amaç müzik kopyalamanın önüne geçmek isteyen bu şirketleri cezalandırmaktı. Sonra ABD hükümeti ve dünyanın en büyük şirketlerinin bazıları karşı online bir hacker ordu topladı.

Herhangi bir lideri olmayan bu ordu, tamamen gönüllü hackerlardan oluşuyor ve iletişimini internet üzerinden yürütüyor. Wikileaks sitesine yasaklar koyan PayPal, Mastercard ve Amazon geçen günlerde hedef alındı ve web siteleri saldırıya uğradı. Bir diğer adı AnonOps olan grubun söylediğine göre 9000’den fazla gönüllüsü var.

Önümüzdeki durumun bir siber savaş olup olmadığı kesin değil elbette, ancak bilginin her ne formda olursa olsun bir mücadele alanı oluşturduğunu gösteren bir fenomen var karşımızda. İnternetin bilgiyi çoğaltan, hatta kopyalayarak klonlarcasına büyüten özelliğini göz önüne alırsak böyle şeylerle daha sık karşılaşacağımızı düşünüyoruz.