tasarım kültürü yazıları

yaz

Akıllı Parmaklardaki Sihir

Etiketler : , , , , ,

 

Ölçüm, bir bilgi toplama ve iletişim yolu. Doğal olarak eski çağlardan beri insanlar ölçüm yapmaya ihtiyaç duydular. Bunu sağlamanın yolu birimler oluşturmaktan geçiyordu. Birimlerin güvenilir olması için ise adını koymak ve büyüklükleri hakkında ortak bir mutabakata varmak gerekiyordu.

Standart ölçü birimlerinin benimsenmesinden önce insanlar herkesin kolayca anlayabileceği karış, kulaç, boy gibi birimler kullandılar. Yanınızda bir ölçüm aleti taşımanızı gerektirmeyen bu pratik yöntemin tek sorunu kesin değil ortalama sonuçlar vermesiydi. 

İhtiyaçların doğurduğu buluşlar gibi… tasarım da ihtiyaçtan doğuyor.

Bazı kültürlerde çok daha gelişmiş olan vücut birimleriyle ölçüm (mesela Korelilerin alan ölçmek için kullandıkları pyoeng gibi birimler) ve modern dünyanın standart veri talebini tek tasarımda birleştiren bir ürün çıkmış piyasaya.

Wired Dergisi‘ndeki habere göre parmaklarımızla ölçüm yapmayı sağlayacak bir tasarım yaratılmış.

Adı: The Smart Finger.

İlgili haberi (İngilizce) linkte bulabilirsiniz.

yaz

Müzik, Tasarıma İlham Verince…

Etiketler : , , , ,

İyi bir ambalaj tasarımının ürünün cazibesini ne kadar arttırabileceğine bir örnek olarak Panasonic’in RP-HJE 130 modeli kulaklığı için tasarladığı ambalajı veriyoruz. Berlin’li Scholz & Friends ajansının güzel fikri, maliyeti ve işgücünü son derece düşük tutmayı başararak, son derece basit bir düzenlemeyle müşterisine yaratıcı bir çözüm sunabilmiş. Tebrik ediyoruz.

yaz

Renklerin Markalara Etkisi

Etiketler : , , , , , , , , , ,

Resim: © http://marshupee.wordpress.com

İletişimde renklerin gücü yadsınamaz. Renklerle bir grubun arasından sıyrılabilir, dikkatleri üzerinize çekebilirsiniz. Renk Araştırmaları Enstitüsü’ne (Institute for Color Research) göre insanlar bir ürün hakkındaki fikirlerini onunla etkileştikten 90 saniye sonra oluşturmuş oluyorlar. Bu kararın yüzde 62 ila 90 arası renkler üzerinden verilmiş oluyor. Kötü renk seçimi bu ilk intibada çuvallamanızı garantileyecektir. Bir fuarda yer alırken yanlış renk seçimi yapmanız da fark edilmeden bakılıp geçilmenize neden olur.

Dünyada 1000’den fazla üyesi olan Renk Pazarlama Grubu (CMG-Color Marketing Group) adlı oluşum yılda iki kere toplanarak tüketicilerin renk tercihlerini ve ürünlerde kullanılması gereken renkleri önceden tahmin etmekle uğraşıyor. Bu sayede müşterilerinin satışlarını maksimize etmeye çalışıyorlar.

CMG’nin başkanına göre “eğer bir renk doğru seçilmişse satılır, yanlış seçilmişse depoluktur.”

İşte CMG’nin yayınladığı renk istatistiklerinin bazıları:

  • Renk, marka tanınmasını %80 arttırıyor.
  • Renk, okunurluğu %40’a kadar arttırabiliyor.
  • Renkli reklamlar, siyah-beyaz reklamlara göre %43 daha çok okunuyor.
  • Renk, ürünün satın alınmasında %85’e kadar rol sahibi olabiliyor.
  • İnsanlar bir anda ancak limitli bir sayıda uyarıyı algılayabiliyor. İlgi çekmekte kritik bir rolü olan renkler, iletişim için gerekli olan “göze çarpma” fonksiyonunu üstleniyor.

Pantone’den Leatrice Eiseman’a göre “renkler genelde insanları yönlendirebilen bir şeydir. Kişiler onu kendisiyle konuştuğunu hissettikleri için seçerler. Renk onlara ürünün ne ile alakalı olduğu mesajını verirler.”

Rengin etkisine verilebilecek en iyi örneklerden birisi kuşkusuz Apple’ın bilgisayarlarında renk kullanması olur. 1998 yılında mavi-yeşil renkte üretilen iMac’ler bir satış patlamasına yol açarak 5 ayda 800.000’den fazla satmıştı.

Kaynak: iceem.net‘den derlenmiştir.

yaz

Mekanik klavyeler atılıyor mu?

Etiketler : , , , ,

Toshiba Libretto W100

Laptoplarda alışık olduğumuz mekanik klavyenin adeta piyanonun tuşlarına basar gibi eğlenceli bir yanı olsa da, bu alanın çok daha verimli kullanıma açık olduğu aşikar. Toshiba bunu kullanmış ve mekanik klavyenin yerini ikinci bir ekrana vermiş. Sonuç: çift ekranlı Toshiba Libretto W105 olmuş.

Küçük boyutta tasarlanmış olan cihaz tutuş şekli değiştirilerek klasik kitap tarzı okuma gibi olanaklar sağlıyor.

Apple IPad’e benzeyen tasarım iki ekranlı olması ve klavyesinde bazı customization özellikleri bulunması dışında çok da farklı değil; ancak yeni bir tasarım şekli sunduğu için değerli.

Toshiba Libretto W100

 Kaynak: wired.com, toshiba.com

yaz

Tasarım 101: I Popidu, You Popidu, JorJ Popidu

Etiketler : , , , , , ,

1977’de açılan Georges Pompidou Merkezi Fransızlar tarafından bir süre (ve hala kısmen) tiksinilerek bakılsa da elde ettiği inanılmaz ziyaretçi sayısı, sergi ve kütüphane kalitesi, eğlenceli dizaynıyla artık tamamen sembolleşmiş durumda. ‘Brutalist mimari’ ve ‘high-tech’ mimari denen tarzlarda üretilen binanın tüm yapısal sistemleri (merdivenler de dahil) bina dışına taşınmış durumda. “Bağırsakları dışarıda” deyiminin tam karşılığı olan bu tasarımda bina dışındaki devasa borular renklerle kodlanarak daha sistematik, eğlenceli ve estetik hale getirilirken fonksiyonelliklerini de yitirmemişler. Mesela yeşiller lağım, maviler iklimlendirme, sarılar elektrik ve kırmızılar güvenlik sistemleri borularıdır.

Çok ilginç olan şey.. Bu binanın anti-estetik özellikleriyle, bir dönem Eiffel Kulesi’nin yaptığı gibi bir etki ve çekim alanı oluşturmuş olması. Mimarisini korumaya sadakat yemini içmiş Paris’te bunu başarması özgünlük ve bağımsızlık adına bir mabet niteliğinde.

Reklamcılıkta da bunu görmek, yani negatifin çekim merkezi olabileceğini fark etmek, akıllıca kullanabilenlere yol kat ettirecektir.

yaz

BME: B.orusan’ın son M.üzik E.ğlencesi

Etiketler : , , ,

Borusan Müzik Evi

BORUSAN MÜZİK EVİ, Orhan Adli Apaydın Sokak No:1  Beyoğlu, İstanbul +90 (212) 336 32 80

Mimar: Gökhan Avcıoğlu

1875 yılında şu an adı bilinmeyen Fransız bir mimar tarafından yapılmış olan İstiklal’deki terk edilmiş bina artık restore edilmiş haliyle Borusan Müzik Evi olarak faaliyet gösteriyor. Binanın restore adilmiş hali birçok sanatçının tasarımlarına mekan oldu.

Altı katlı binanın sergi mekânı girişi İstiklal Caddesi’nde yer alıyor; ana giriş de Orhan Adli Apaydın Sokak’tan. Bu katın cephesi yekpare bir cam ve içerdeki etkinliklerin dışarıdan rahatça izlenmesini sağlıyor. (Özellikle “izlenmesini” olduğunu vurgulamak isterim; çünkü ses yalıtımı yüzünden dışarıdan beleş konser “dinlemek” gibi fırsatlarınız olmayacak. Ahahah!)

Ziyaretçi binaya devasa bir cam kapıdan giriyor. Koridorlar ve merdivenlerde kullanılan (BORUSAN üretimi >smiley<) çelik ve cam malzeme binanın ışığını açığa çıkarıyor. Duvarlar akustik hesaplamalarla kaplanmış. Yerde kullanılan tahta parkeler ve beton malzeme kusursuz akustik sağlıyor. Şeffaf tasarıma uygun olarak ikinci kata piyano taşıyabilen şeffaf bir asansör var. Yapı, 150 kişilik Borusan Filarmoni Orkestrası’nın provalarını, atölye çalışmalarını ve özel sürpriz performanslarını yürütebilmeleri için tasarlanmış.

Binanın bazı tasarım özelliklerinden notlar verelim:

Borusan Müzik Evi’nin genel tasarımında şeffaflık hakim.

V şeklindeki kolonları aydınlatan LED ışıklandırma tulipleri 2008 yılında New York’lu sanatçı Leo Villareal, tarafından tasarlanmış.

Giriş katındaki Edison ampullerin ışık şiddeti müziğin sesine göre yükselip alçalıyor. Bu tasarımın adı “Elo” ve tasarımcıs Christian Partos.

Yine giriş katındaki kırmızı, sarı, mavi kapıların adı “Shortcuts”. Ivan Navarro tasarlamış.

Bir diğer tasarım da Maurizio Nanucci’nin “Listen To Your Eyes” adlı çalışması.

Giriş katta ayrıca Brigitte Kovanz’ın çalışması olan cam ve aynadan yapılmış “Ad Infinitum” adlı bir piramit var.

Binanın altıncı katında muhteşem Boğaz manzaralı bir teras var.

Şu an sergilenmekte ve 9 Ekim’e kadar da sergilenecek olan son derece ilginç Madde-Işık Sergisi’ni gezmenizi tavsiye ederim.

 

  

Kaynaklar:

Elif Key, HT İstanbul, 6 Şubat 2010, s.7.

Borusan Müzik Evi, http://www.borusanmuzikevi.com/muzikevi.aspx